ELVEDA
ELVEDA
Kırdın gönülleri de umursamadın hiç bu fani dünyadan gitmeden.
Yaktın yaşanmışlıkları bir çırpıda ait olduğun girdaba girmeden.
Ey nefs-i emmarem! Sen hep düşürürsün beni bu kahrolası tuzaklara.
Haydi! Kırdın canları, topla eşyalarını kaçalım uzaklara.
Sen yola gelmez dize gelmez temizlenmez bir hevaperestsin.
Pisliklerle dolu mazini kalbi pak dostların ne etsin.
Defol git Harimi! Perişan ettiğin yeter çevreni, aileni, dostunu, canını.
Senden adam olmaz bin pişman olsan, döksen hepsi için kanını.
Bastığın yerler kurur, sen varken huzur yoktur meclislerde.
Kırıldı kalemin sana yer yok Harimi! Mutlular şimdi iblisler de.
Sohbetin münafık, duruşun riyakar,bakışın düşmanca.
Görünme gözlere gir hücrene hakkın budur anca.
Sus artık! Konuştukça batıyorsun safi gönüllere.
Haramdır sana kelam yakışmazsın dillere.
Köpek sadık sen değilsin, koyun uysal sen değilsin, balık sessiz sen değilsin.
Çakaldan daha fırsatçı, kurttan daha tehlikeli, yılandan bile sinsisin.
Ne konuşulası, ne görülesi ne de dinlenilesi birisin.
Senin yüzüne tükürmezler bile bunu bilesin.
Ne gerek var haine, laine sen var iken.
Sen ehl-i muhabbet için dikensin diken.
Yaptıklarından sonra tövbe kapısı da kapanmıştır senin için.
Sorma artık kendine! Neden? Nasıl? veNiçin?
Vazgeçilmez değil, affedilmezsin.
Terkedilmez değil, geri dönülmezsin.
Hayat haram, ölüm farz; huzur haram, elem farz; sevgi haram, nefret farz..
Git olunmayan yerlere nefretle bakıyor sana semavat ve arz.
Daha fazla zehirleme ruhları, üzme ziruhları..
Beş para etmezsin, değmezsin öldürme güruhları.
Kandırma kendini! Hatırın yok senin, selam bile verilmez sana.
Ateş senin, azap senin, hüzün senin aç kulağını duysana.
Bin özür dilesen, yüzbin mahcup olsan nolur! Ne fayda..
Kırdın, döktün, dağıttın; Geçti artık! Durmaz o tren rayda.
Elveda bütün üzdüklerim, elveda bütün ezdiklerim elveda
Kırdıklarım, vurduklarım, savurduklarım elveda, elveda…